Reel Politiğin Canı Cehenneme Yaşasın İSLAM BİRLİĞİ....................
Reel politiğin canı cehenneme yaşasın İslam Birliği...
Ne zaman başta İslam Birliği olmak üzere Kur’an ve sünnet merkezli, tarihimize, kimliğimize, ruh kökümüze uygun uluslararası projelerin bahsi geçse “o iş öyle basit değil”, “dengeler var”, “devlet yönetmek başka şey”, “dünyayı adama dar ederler”, “her şeyin bir zamanı var”, “ağır bedeller ödetirler”, “ne İslam Birliği, reel politik diye bir şey var kardeşim” gibi gizlemli ve aslında söyleyenin dahi inanmadığı bir takım iddialar dikilir karşımıza. Aslında bu söylemler, hayalleri yıkılan, umutları boşa çıkan insanların, durumu kurtarmak, vaziyeti idare etmek için ürettiği çaresizlik sendromunun mahsulü söylemlerdir.
Soru şu, toprakları işgal edilen, tecavüze uğrayan, Akdeniz’de boğulan, Arakan’da yakılan, Suriye’de bombalanan, Gazze’de ambargoya uğrayan, Mısır’da zindanlara doldurulan, bu topraklarda darbe teşebbüsüne maruz kalan Ümmetimize, bütün bu ağır bedeller, İslam birliğini kurmaya kalkıştığı için mi ödetiliyor? Yoksa reel politik denen kahrolası şeyden zerrece taviz vermediği için mi?
En acımasız soykırımlara maruz kalan Bosna, İslam Birliğini kurmak istediği için mi batının gözü önünde ölüme terk edildi? Afganistan, İslam Birliği için harekete geçti diye mi işgal edildi? İki milyon Müslümanın katledildiği, iki yüz bin Müslüman kadının iffetinin kirletildiği Irak, Müslümanlar birleşsin dediği için mi bu zulümlerle yüzleşti? İsmi bile unutturulan Libya ve Çeçenistan, aynı sebepten mi bu halde? Arakan’da diri diri yakılan, Suriye’de başına bomba yağan, Doğu Türkistan’da her türlü işkenceye maruz kalan Ümmet, haydi İslam Birliğini kuralım dediği için mi bu durumda?
Elbette hayır. İlahi hüküm ortadadır. “Onların dinlerine uymadıkça Yahudiler ve Hıristiyanlar asla sizden razı olmazlar.” (Bakara, 2/120) Yani büyük bir titizlikle dengeleri gözetip, reel politiği uygulayarak Ümmetçe bu gavurların BM›lerine üye olsanız da, NATO›larına asker yollasanız da, AB›lerine girmek için çırpınsanız da, en büyük günahları ve sapkınlıkları bile meşrulaştıran AB kriterlerini uygulasanız da, stratejik ortaklılar kursanız da, ümmet coğrafyanızı onların askeri üslerine açsanız da, dolarlarınızı onların bankalarında ve borsalarında değerlendirseniz de gavur, gavurdur. Asla sizin topraklarınızı işgal etmekten, insanlarınızı katletmekten, ekonominizi çökertemeye çalışmaktan ve başta darbe teşebbüsleri olmak üzere bin türlü hileyle sizi yok etme planlarından vazgeçmeyecekler.
Hem ümmet olarak bu reel politikle neyi başardık Allaha aşkına? Yıllardır başarıyla uyguladığımız Reel politik sayesinde Irak’ın işgaline mi engel olduk? Büyük bir titizlikle uluslararası dengeleri gözeterek Suriye›yi mi kurtardık, Libya›yı mı? Zalimlerle uzlaşmacı politikalar sayesinde Bangladeş›te asılan âlimleri ipten mi aldık, Mursi›yi zindandan mı kurtardık? Onlarla stratejik ittifaklar kurarak Arakan›ı yakılmaktan mı kurtardık? Onlarla kurduğumuz dostluklar sayesinde Gazze ambargosunu mu kaldırdık? AB aşkımız ve gayretimiz darbe teşebbüslerine ve ekonomik saldırılara engel mi oldu? Ne oldu Allah aşkına? Bu reel politik ve dengeler Ümmetimize hangi zaferleri kazandırdı? Hangi zulümlere engel oldu?
Madem hangi tavizi verirsek verelim bu zalimler bize bedel ödetmekten vazgeçmeyecekler, hiç olmazsa ödeyeceğimiz bedelleri Kur›an ve sünnetin emrettiği hedef ve idealler yolunda izzet ve şerefimizle ödeyelim.
O halde yıkılsın dengeler, kahrolsun uzlaşmacı ve iş birlikçi politikalar. Reel politiğin de canı cehenneme! Yaşasın İSLAM BİRLİĞİ
Abdülaziz Kıranşal
Ne zaman başta İslam Birliği olmak üzere Kur’an ve sünnet merkezli, tarihimize, kimliğimize, ruh kökümüze uygun uluslararası projelerin bahsi geçse “o iş öyle basit değil”, “dengeler var”, “devlet yönetmek başka şey”, “dünyayı adama dar ederler”, “her şeyin bir zamanı var”, “ağır bedeller ödetirler”, “ne İslam Birliği, reel politik diye bir şey var kardeşim” gibi gizlemli ve aslında söyleyenin dahi inanmadığı bir takım iddialar dikilir karşımıza. Aslında bu söylemler, hayalleri yıkılan, umutları boşa çıkan insanların, durumu kurtarmak, vaziyeti idare etmek için ürettiği çaresizlik sendromunun mahsulü söylemlerdir.
Soru şu, toprakları işgal edilen, tecavüze uğrayan, Akdeniz’de boğulan, Arakan’da yakılan, Suriye’de bombalanan, Gazze’de ambargoya uğrayan, Mısır’da zindanlara doldurulan, bu topraklarda darbe teşebbüsüne maruz kalan Ümmetimize, bütün bu ağır bedeller, İslam birliğini kurmaya kalkıştığı için mi ödetiliyor? Yoksa reel politik denen kahrolası şeyden zerrece taviz vermediği için mi?
En acımasız soykırımlara maruz kalan Bosna, İslam Birliğini kurmak istediği için mi batının gözü önünde ölüme terk edildi? Afganistan, İslam Birliği için harekete geçti diye mi işgal edildi? İki milyon Müslümanın katledildiği, iki yüz bin Müslüman kadının iffetinin kirletildiği Irak, Müslümanlar birleşsin dediği için mi bu zulümlerle yüzleşti? İsmi bile unutturulan Libya ve Çeçenistan, aynı sebepten mi bu halde? Arakan’da diri diri yakılan, Suriye’de başına bomba yağan, Doğu Türkistan’da her türlü işkenceye maruz kalan Ümmet, haydi İslam Birliğini kuralım dediği için mi bu durumda?
Elbette hayır. İlahi hüküm ortadadır. “Onların dinlerine uymadıkça Yahudiler ve Hıristiyanlar asla sizden razı olmazlar.” (Bakara, 2/120) Yani büyük bir titizlikle dengeleri gözetip, reel politiği uygulayarak Ümmetçe bu gavurların BM›lerine üye olsanız da, NATO›larına asker yollasanız da, AB›lerine girmek için çırpınsanız da, en büyük günahları ve sapkınlıkları bile meşrulaştıran AB kriterlerini uygulasanız da, stratejik ortaklılar kursanız da, ümmet coğrafyanızı onların askeri üslerine açsanız da, dolarlarınızı onların bankalarında ve borsalarında değerlendirseniz de gavur, gavurdur. Asla sizin topraklarınızı işgal etmekten, insanlarınızı katletmekten, ekonominizi çökertemeye çalışmaktan ve başta darbe teşebbüsleri olmak üzere bin türlü hileyle sizi yok etme planlarından vazgeçmeyecekler.
Hem ümmet olarak bu reel politikle neyi başardık Allaha aşkına? Yıllardır başarıyla uyguladığımız Reel politik sayesinde Irak’ın işgaline mi engel olduk? Büyük bir titizlikle uluslararası dengeleri gözeterek Suriye›yi mi kurtardık, Libya›yı mı? Zalimlerle uzlaşmacı politikalar sayesinde Bangladeş›te asılan âlimleri ipten mi aldık, Mursi›yi zindandan mı kurtardık? Onlarla stratejik ittifaklar kurarak Arakan›ı yakılmaktan mı kurtardık? Onlarla kurduğumuz dostluklar sayesinde Gazze ambargosunu mu kaldırdık? AB aşkımız ve gayretimiz darbe teşebbüslerine ve ekonomik saldırılara engel mi oldu? Ne oldu Allah aşkına? Bu reel politik ve dengeler Ümmetimize hangi zaferleri kazandırdı? Hangi zulümlere engel oldu?
Madem hangi tavizi verirsek verelim bu zalimler bize bedel ödetmekten vazgeçmeyecekler, hiç olmazsa ödeyeceğimiz bedelleri Kur›an ve sünnetin emrettiği hedef ve idealler yolunda izzet ve şerefimizle ödeyelim.
O halde yıkılsın dengeler, kahrolsun uzlaşmacı ve iş birlikçi politikalar. Reel politiğin de canı cehenneme! Yaşasın İSLAM BİRLİĞİ
Abdülaziz Kıranşal

Yorumlar
Yorum Gönder